3 Haziran 2026 Çarşamba

Renklerin Dili



Siyah, beyaz ve kırmızı…
Üç renk, üç ayrı anlam, üç ayrı insanlık hâli.
Kırmızı; aşkın, sevginin ve gönlün rengidir.
Sevebilen insanın ruhunda mutlaka bir kırmızı vardır. Çünkü kırmızı tutkudur. Önünde kan da olsa boynunu büker, acı da olsa onu taşır. Sevdası uğruna yanmayı bilir. Vazgeçmeyi değil, katlanmayı öğretir. Kırmızı; kalbin en diri çarpıntısıdır, insanın içindeki en sıcak ateştir.
Beyaz; saflığın, inancın, duruluğun ve doğruluğun rengidir.
Hakikatin sessiz ama güçlü yüzüdür. Din ve diyanet onun içinde yaşar. Ahlaki yücelik, sadakat ve büyük dostluklar onun gölgesinde büyür. O kirletilemez; çünkü özü temizdir. Değerlidir. İnsanlık değişse de, zaman eskise de beyazın taşıdığı hakikat kaybolmayacaktır.
Siyah ise insanlığın en çok yanlış anlaşılan rengidir.
Yüzyıllardır korkuların, bilinmezliğin ve talihsizliğin yükünü taşır. Oysa siyah, yalnızca karanlık değildir; içinde hem ateşi hem de suyu barındırır. İyilik de kötülük de onun içinde bir imkân olarak durur.
İyiliğe dönüştürüldüğünde siyah, insana büyük mesafeler kat ettirir. Ondan değil miydi Ömerler  ve Halidler? Bu, karanlığın içinden hakikate doğru yürüyenlerin yolu değil miydi?
İnsan siyahın içinde kaybolabilir de bulabilir de kendini.
İnsanlar siyahı korkuyla anar; çünkü karanlıktır.
Ama aynı insan, merakla yine o karanlığa yürür. Çünkü orada kendi gölgesini, kendi gerçeğini ve kendi sınavını görür.

Osman Öztürk

27 Ekim 2004

2 Haziran 2026 Salı

SATIR ARASI HAYAT

Satırların arasına gizlenmiş yazılar, insanı bir noktaya ulaştırmıyorsa okunmasa da olur. Buradaki asıl mesele, satırlarda neyin yazıldığı değil; insanı nereye götürdüğüdür.
    İnsan; attığı her adımda ve sergilediği her davranışta maddi veya manevi bir amaca yönelmek durumundadır. Çünkü insanın fıtratı, kâr ve zarar dengesi üzerine kuruludur. İnsan, yaptığı her tercihte; söylediği her sözde, attığı her adımda; farkında olsun ya da olmasın, bir hesabın peşindedir. Bir şeyi elde etmeyi umar yahut bir şeyden korunmaya çalışır.
    Hayat yolculuğuna çıkan insan, varacağı menzili bilse dahi yolda karşılaştığı geçici güzelliklere aldanabilir. Hedefini unutup o pırıltılı duraklarda oyalanırsa, ulaşması gereken hakikatten adım adım uzaklaşır. Dahası, kök salmaya çalıştığı fani durak, ulaşmayı arzuladığı nihai menzil kadar değerli değildir. Ana yoldan sapan yolcu, kestirme sandığı loş patikalarda ilerlediğini düşünürken farkında olmadan daha meşakkatli bir sürecin içine girer.
    İnsan da hayatı boyunca bu tür savrulmalar yaşar; yol aldığını zannederken istikametini kaybeder. Geriye dönüp baktığında ise kaçırdığı imkânların ve yanlış tercihlerinin doğurduğu ağır pişmanlıklarla yüzleşmek zorunda kalır. İnsan hayatı böyle değil midir?
    Gönül verdiğimiz dünyalıklar bazen bizi hakikate yaklaştıran bir vesile olurken, bazen de fark ettirmeden ondan uzaklaştırır. İnsan çoğu zaman bu ayrımı yolun içindeyken fark edemez; dünyaya olan o karşı koyulamaz, güçlü bağlılığı devreye girer. Etrafımızı saran insanlar, ilişkiler ve beklentiler zamanla ruhumuzda kopması zor bağlar oluşturur. Ancak bu bağlar her zaman hakikate götüren bir köprü olmaz; aksine, çoğunlukla bize kendimizi olduğumuzdan farklı gösteren, nefsi besleyen yanıltıcı bir aynaya dönüşür.
    Bu yüzden insan, kendisini ve çevresini her zaman doğru bir ölçüyle değerlendiremez. Bu bağlılıkların kırıldığı anlarda ortaya çıkan hayal kırıklığı çok daha sarsıcı olur; insan, güçlü ve sağlam sandığı şeylerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu fark eder. Fakat bu uyanış, çoğu zaman geç ve can yakıcıdır.
    Hayat, tabiri caizse insanın kendi hakikatini arama yolculuğudur. Bu yolculukta insan sürekli kendisiyle, dünyanın aldatıcı yüzüyle ve kendi yanıltıcı algılarıyla yüzleşir. Dünyanın aldatıcılığını en baştan fark edenler olsa da çoğunluk bu farkındalığa düşe kalka ulaşır. Bu nedenle insan, şartları ne kadar ağır olursa olsun hakikat arayışını sürdürmekle mükelleftir. Bu süreçte yanılmalar, sapmalar ve yeniden dönüşler olur.
    Ancak bütün bu yolculuk, insanı tek bir gerçeğin eşiğine götürür: Her şeyin asıl sahibi, evirip çevireni ve yegâne yönlendiricisi Allah'a...
Selam ve dua ile
Osman Öztürk
02 Haziran 2026

Son Yazı

Renklerin Dili

Siyah, beyaz ve kırmızı… Üç renk, üç ayrı anlam, üç ayrı insanlık hâli. Kırmızı; aşkın, sevginin ve gönlün rengidir. Sevebilen insanın ruhun...