Yaşadığımız hayatta başımıza gelenleri anlamlandıramamanın, o belirsizlik denizinde boğulmanın adıdır imtihan. Anlam kazanmış, kalbe dokunmuş ve kabullenilmiş bir imtihana ise arifler sabır derlermiş. Peki, biz bu hayatın tam olarak neresindeyiz? Her an bir imtihanın içinde olduğumuzu, her nefeste bir sırrın içinden geçtiğimizi biliyor muyuz? Zannetmiyorum. Zira bu bilince ulaşma hali, her ruhun kapısını farklı bir surette, farklı bir formda çalar. Bu çağrı herkese özel, her gönle ayrı bir "kıvamda" gelir: Kimisi avucundaki malın azalmasıyla sarsılır, Kimisi en güvenli limanı sandığı eşiyle sınanır, Kimisi evladının bir bakışıyla, bir susuşuyla terler, Kimisi işiyle, kimisi dostuyla... Kimisi ise henüz adını dahi koyamadığı derin boşluklarla. İmtihan, insana gelirken şahsa münhasır, adrese teslim gelir. Bir soru yankılanıyor zihnimde: Peki, imtihan öylesine mi gelir? Maksadı nedir? Sadece can yakmak için mi gönderilmiştir? Hayır. Onun kıvamı, kişinin hamlığını piş...
Yorumlar
Yorum Gönder