Yaşadığımız hayatta başımıza gelenleri anlamlandıramamanın, o belirsizlik denizinde boğulmanın adıdır imtihan.
Anlam kazanmış, kalbe dokunmuş ve kabullenilmiş bir imtihana ise arifler sabır derlermiş.
Peki, biz bu hayatın tam olarak neresindeyiz?
Her an bir imtihanın içinde olduğumuzu, her nefeste bir sırrın içinden geçtiğimizi biliyor muyuz? Zannetmiyorum.
Zira bu bilince ulaşma hali, her ruhun kapısını farklı bir surette, farklı bir formda çalar.
Bu çağrı herkese özel, her gönle ayrı bir "kıvamda" gelir:
Kimisi avucundaki malın azalmasıyla sarsılır,
Kimisi en güvenli limanı sandığı eşiyle sınanır,
Kimisi evladının bir bakışıyla, bir susuşuyla terler,
Kimisi işiyle, kimisi dostuyla...
Kimisi ise henüz adını dahi koyamadığı derin boşluklarla.
İmtihan, insana gelirken şahsa münhasır, adrese teslim gelir.
Bir soru yankılanıyor zihnimde: Peki, imtihan öylesine mi gelir?
Maksadı nedir? Sadece can yakmak için mi gönderilmiştir?
Hayır.
Onun kıvamı, kişinin hamlığını pişirmek için ayarlanmıştır.
Yani her musibet; aslında bir isabetle, bir huzur arayışıyla kişiye özel paketlenmiştir.
Kimi imtihan bir dip yangını gibi yayılır içimize, sessizce en derinlere ulaşacak şekilde.
Kimisi ise ansızın parlayan bir alevin ortasına düşen birinin yanışı gibi gelir.
Peki, her iki durumda da insan ne yapacak?
Cevap, o musibetleri gönderende gizli.
Biraz sakinleşip gürültüyü dindirdiğimizde şu hakikat belirmez mi?
Sana en çok istediklerini, en sevdiklerini, o en derin hazları veren kim?
Bazen mızıkçı bir çocuk gibi isteriz de isteriz.
Kendi ağlamalarımızı duyuyoruz da o feryadın arkasındaki şifreyi çözemiyoruz.
Halbuki sana özel gelen her musibet, ruhundan Rabbine giden bir yol açmaya gelmiştir.
"Sen yolu bulamadın, bak ben sana yolu gönderdim" dercesine bir işaret fişeğidir bu.
Nereden düştüysen, orası aslında senin secdendir;
oradan "Bana gel!" çağrısıdır duyduğun.
Artık musibetler gücünü tükettiyse, dayanacak bir yerin kalmadıysa; bil ki Rabbin elini uzatmış, adeta şöyle sesleniyor sana:
"Yeter artık, yorulma... Gel."
selam ve dua ile
Osman Öztürk
24/03/2026
Maşallah. Çok güzel bir yazı olmuş Osman Abi.Başarılar dilerim..
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
SilTeşekkür ederim.
Sil