6 Nisan 2026 Pazartesi

YALNIZIZ

Gurbet garip kökünden gelir, gurbette olmak garip olmak demektir. Mayama aldanmayacağım; zira topraktan karılmış olsam da bu dünyada gurbetteyim hissediyorum. Kendimi ait olmam gereken yerde hissetmiyorum. Yabancı bir yerdeyim; pazar yerinde annesinin elini bırakıp kaybolmuş çocuk gibiyim. Yalnızım, şaşkınım ve garibim.

Doğmuş olmanın travmasını atlatamadım. Anamın emzirdiği süt yetmedi buna; zira her el kendi ağzına uzanıyor sadece. Bu kadar cemiyet mahkûmu bir varlık nasıl oluyor da bu kadar ferdî olabiliyor? Bu tezatı anlamamak şaşkınlığımı katmerliyor sadece.

“Ne için?” sorusu ruhumu kanatarak tırmalıyor. Bu mevcudat ne için, bu varlık ne için, bilinç ne için ve ben kimim? Ne bu susuzluk; çaresizce çırpınan balık ben miyim? Ne bu hâr; bu yangının körüğü ben miyim? Ata’na rahmet üstad; ne bu yalnızlık, güneşe göç var da kalan ben miyim?

Kâh düğündesin; doğumu müjdeleyen bir hengâme, kâh savaştasın; ölüme işaret cengâme. Bu iki tezatı birleştiren kalabalığın aynı sebeple beraber olduğunu kavramak ne kadar yorucu. İnsan yalnız olunca, düğünde bir cenaze de.

Anlam arayışının nihayeti anlamsızlık olmamalı. Bu dünyada var olmanın bir anlamı olmalı. Ne doğurmak, çoluk çocuk yapmak hengâme; ne güya yaşamak adına maişet için çabalamak cengâme. Daha ulvî bir anlam olmalı savaşmak için ve savaşın nihayeti düğün olan.

Neyi keşfetti kim bilir; ölüm gününe düğün günü, sevgiliye kavuşma günü diyen ulu kişi? Ruhunun madeninde sabırla kazarken hangi cevheri buldu? Bildim dediği neleri unuttu, buldum dediği neleri kaybetti, erdim dediği neler ham çıktı?

Ana rahmi gibi hangi korunaklı karanlık mağaradan, çiçekli kırlardan denizlere uzanan bir dünyaya doğdu da; ham iken pişti, pişmişken yandı, yanmışken kavruldu? Nasıl bir rahmetin zahmeti idi yaşadığı?

Yalnızlığın çaresini bulmuşlar nerede? Nerede zahmet yarasının sargısı rahmet? Kudüs’de, Mekke’de, Hac’da mıdır acep? Yoksa zahmet dediğin, rahmetin ta kendisi olmasın?

Kendime bir sır vereceğim; ben bildim, bildim ama bulamadım.

Yalnız mıyız?

Ersan Demir 5 Nisan 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Son Yazı

Renklerin Dili

Siyah, beyaz ve kırmızı… Üç renk, üç ayrı anlam, üç ayrı insanlık hâli. Kırmızı; aşkın, sevginin ve gönlün rengidir. Sevebilen insanın ruhun...