Dünya; bir düş gibisin, içine hapsettin her şeyi geçiciliğinle yok eden bir rüyasın. Her seferinde benzerlikleri ile beraber birbirinden farklı hayatları kendi içerisinde hapsetmiş bir mapushanesin. Bazı yönlerinle cazibedar, bazı yönlerinle fitne, fesat ve acı dolu bir ülkesin. Kimi, hangi şekle sokacağın; kime, hangi yüzünü göstereceğin bir meçhul.
Kadim Kitap’ta belirtilen iyilerle kötülerin Savaş Meydanı, aynı zamanda bir turnusol kâğıdı... Kimine kendini sevdireceğin taraflarınla yaklaşırken, kimine kendinden uzaklaştıracağın yönünle yaklaşırsın.
Acı bir soru: Kim şanslı? Acılara duçar olan, dolandırılan, savaşlarda kayıplar yaşayan, annesiz, babasız, evlatsız kalanlar mı? Yoksa hayvandan aşağı bir kişiliğe sahip olduğu hâlde zevk ve sefa içerisinde yaşayanlar mı?
Uzak kalmanın mümkün olmadığı senden, sana rağmen ahireti kazanmaya çalışmak, iyi ruhların belki de en büyük tesellisi...
Zerre kadar hayırla zerre kadar şerrin tartıldığı o mizan gününde (Zilzâl, 7-8) hangi tarafta yer alacağız? Büyük merak konusu...
Kimi vicdanların sızladığı, buna rağmen bazılarının bütün uyarılara rağmen gözlerini ve kulaklarını kapattığı bu gelip geçici yerde, kazananlar kulübüne girebilmek ümidiyle...
Selam ve dua ile…
Osman Öztürk
01.30
26 Mayıs 2026
"Bu Dünya inanan ve Salih amel işleyenlerin dışında kimsenin kazanamayacağı bir oyundur" rahmetli aliya izzetbegoviç
YanıtlaSilYüce yaratanın rızasına kazanmış olan bu dünyada neyi kaybetmiştir ki kaybetmiş olsun ve yüce yaratanın rızasını kaybetmiş olan neyi kazanmıştır ki kazanmış olsun.