Ama Sokrates'in hatırlattığı gibi insan bilerek yanlış yapmaz. Önce kendini yaptığı şeyin yanlış olmadığına ikna eder, ondan sonra o fiili işler. Hırsız, hırsızlığın kötü bir şey olduğunu bile bile çalmaz. Hırsızlığına çeşitli gerekçeler üretir (zenginlerin malında hakkım var, başka çarem yok, evimi geçindirmek zorundayım...) ve ondan sonra çalar. Hiçbir katil, adam öldürmenin kötü bir şey olduğunu bilerek cinayet işlemez. Cinayete gerekçeler üretir (nefs-i müdafaa için öldürdüm, öldürülmeyi hak etti, bana çok büyük bir kötülük yaptı...) ve ondan sonra öldürür. Bu tür durumlarda karşımıza çıkan düşünce şekli iyi, doğru ve güzel olanın yerine hırs, öfke, korku, çıkar, nefs gibi unsurları koyar.
İnsanın kendiyle mücadelesi, bu ilkeler setinden hangisini kendine rehber edineceği ile ilgilidir. İç sesimizin tercüman olduğu vicdan, bu muhasebenin en yoğun yaşandığı yerdir.
İbrahim Kalın,Perde ve Mâna
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder